ASTROLOJİ NEDİR?

 

Günümüzde astrolojinin;  gazetelerin, dergilerin astroloji köşesinde boy gösteren, 12 burcun tahminlerinden ibaret bir bilgi olduğu sanılmaktadır. Popüler kültür tarafından bu denli basite indirgenmiş haliyle tüketilen astroloji, esasında insanlık tarihi boyunca bütün kültürlerin değer verdiği, araştırdığı ve yüzyıllar boyunca bin bir zorlukla gelişme kaydetmiş bir disiplindir. Bugün tüketim toplumlarının öğütücü dişlileri arasında 12 burcu yorumlayan yazılarla, geleceği bilme güdüsü giderilmeye çalışılmakta, tabii ki yetersiz bulunarak, bir çeşit eğlence aracı gibi görülebilmektedir.

Oysa ki insanoğlu hemen her çağda,geleceğe dair bir bilgi, bir işaret bulma isteğiyle gökyüzünün dilini anlamaya çalışmıştır.  “Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır” ilkesinden hareketle göklerin anlamını çözmeye çalışmıştır. Astronomiyle uğraşan her bilim adamının muhakkak az veya çok astrolojiyle de uğraştığını görmekteyiz.

Bugün elimizde olan kaynaklardan, astrolojiye ait ilk kayıtların Mezopotamya’da bulunan Kalde Uygarlığında olduğunu görüyoruz. Kaldeliler yıldızların ve gezegenlerin hareketlerinden geleceğin bilinebileceğineinanıyordu. Ekvatoru 360 dereceye bölerek, ilk kez yıldız haritası çıkarttıklarını ve böylece astronominin temelini attıklarını söyleyebiliriz.

Babil’de güneş tutulmalarının kaydedildiği bilinmektedir. Zodyağın 12 eşit parçaya bölünüşü, ilk horoskopun çıkartılması astrolojinin temellerini oluşturur.

Mısırlılar, Yunanlılar, Romalılar, Araplar, hatta Osmanlılar tarafından, gökyüzünden alınan bilgiler üzerine çalışmalar yapılmıştır.

1609’da Galileo, kendi yaptığı teleskopu gökyüzüne çevirerek keşifleriyle insanlık tarihine devrim niteliğinde katkılar sağlamıştır. İtalyan kökenli Galileo, eğitim hayatına tıp fakültesinde başlamış ancak matematiğe olan merakı onu başta matematik, fizik ve astronomi olmak üzere bilimin çeşitli kollarında çalışmaya itmiştir. Ancak teleskop kullanarak yaptığı keşifler onu engizisyon mahkemelerinin karşısına çıkmasına neden olmuştur. Onun döneminde tıp doktorları hastaların horoskopunu çıkartarak, hastalığı teşhis etmek amacıyla astrolojiden yararlanmaktaydı. Galileo bu konuda tıp öğrencilerine eğitim vermiştir.

Bu arada bir bilgi olarak bekleyelim, 2009 yılı, Galileo’nun teleskopu kullanmaya başlayışının 400. yıldönümü olarak “Dünya Astronomi Yılı” ve İtalya’da “Galileo Yılı” olarak kabul edilmiştir.

Galileo’yu engizisyonda yargılayan Vatikan’da kilise ölümünden 366 yıl sonra kendisinden özür dileyerek, itibarını iade etmiştir.

Rönesans döneminde Galileo’nun yanısıra Kepler, John Dee gibi pek çok bilim adamı astrolojinin gelişimine katkı sağlamıştır.

Astrolojiyi yalnızca astronomi ile ilişkilendirmek dar görüşlülük olur. Psikoloji, sosyoloji, biyoloji, matematik, ilahiyat, mitoloji ve hatta çeşitli kültürlerle ilişkilendirmek gerekir.

İşte astrolojinin  bu kadar derin ve çok yönlü olduğunu düşününce gazetelerde birkaç satıra sığdırmaya çalışmanın ne kadar anlamsız olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Horoskop yani yıldız haritası bir kimsenin doğum anında, bulunduğu coğrafi konum itibariyle gökyüzünde bulunan gezegenlerin oluşturdukları kompozisyondur.

Ayrıca, Zodyak diğer deyişle burçlar kuşağında yer alan 12 burç, 12 adet ev üzerine yerleşmektedir. “Ev” olarak tabir edilen kısımlar hayatın farklı yönlerini sembolize etmektedir.

Gezegenler kendimizi, farklı araçlarla mesela, zekâ, estetik duygusu, inançlar vs gibi kanallar vasıtasıyla ortaya koyuşumuzu ifade eder.

Burçlar ise kendimizi ifade ediş tarzımızı veya stilimizi anlatır. Mesela Güneş’in İkizler burcunda yer alması kişinin benliğini zihinsel yollardan ifade edeceğini ya da Mars’ın Koç burcunda yer alması kişinin aksiyona geçerken aceleci ve hesaplamadan davranacağını anlatır.

İşte yıldız haritası kişinin hayata gelirken taşıyacağı potansiyelleri anlatmaktadır. Harita; burçlar, evler ve gezegenler vasıtasıyla bu potansiyelleri sembolize etmektedir. Bir başka deyişle harita, dünyaya gelirken alternatifleri bize sunmaktadır. Bizler bu alternatifleri seçerken doğru veya yanlış her yöne gidebiliriz.  Hayatımız boyunca yaptığımız seçimler bizim özgür irademizle gerçekleşir.

Yaşamımız boyunca veri olarak bize sunulan sınırlar çerçevesinde, yapacağımız seçimlerle öğrenmemiz gereken dersleri öğrenmek zorundayız. Bir anlamda önümüze gelen sınavı geçemezsek bir sonra ki sınavda daha çok zorlanırız. Bu yüzden her sınavda elimizden gelenin en iyisini ve en doğrusunu yapmak zorundayız.  Bu noktada vicdan ve ahlak kavramları da devreye girmektedir. Hayata gelmenin amacı ruhen gelişme kaydetmekse, sınavları geçmek tek koşuldur. Bu düşünce biçimiyle,  kişi kendi geleceğini de yaratmış olur.

İşte astrolojik harita, kişinin elinde kendisiyle ilgili farkındalık kazanmasıyla ilgili mükemmel bir araçtır. Kişinin kendini bilmesi, güçlü olduğu alanları fark etmesi veya zayıflıklarıyla yüzleşmesi astrolojik harita yardımıyla sağlanabilir. Birçok kişinin zayıflıklarını tanımlayarak bunları aşabildikleri görülmektedir. Örneğin, Boksta “Dünya Şampiyonu” unvanı kazanmış olan Muhammed Ali’nin horoskopunda Mars yani kişinin savaşma kapasitesini, mücadele gücünü anlatan gezegen oldukça zayıf gözükür. Fakat onun bu zayıflığın üzerine giderek başarıya kavuştuğunu, eksik yönünü bir değere çevirebildiğini görüyoruz. Bu denli uç bir örnekle, imkânsız gibi gözüken negatif şartları, pozitife çevirmenin mümkün olduğunu görürüz.

Yerine göre kişinin sınırlarını kabullenmesi de gerekebilir. Bu da ruhsal bir olgunluk gerektirir. Bir anlamda sınavlardaki başarıya bağlıdır. İşte bu yüzden astroloji haritası kişinin hayatında yoluna ışık tutan çok güçlü bir fenere benzer.

Kuşkusuz, astroloji kişiye kendi eksileri ve artıları konusunda farkındalık kazandırırken, karşısındaki kişiler için de aynı farkındalığı kazanmasına yardım eder. Bu şekilde etrafındakilere anlayış geliştirmesi, empati kurması mümkün olur.

İnsanın doğarken gökyüzünün kompozisyonu astrolojik doğum haritasını oluşturur dedik. Bu çok önemli bir veridir. Buna ilaveten yaşadığımız sürece gezegenlerden etki almaya devam ederiz. Yaşam hiç kopmadan devam eden bir zincire benzer. Olaylar peş peşe birbirini takip eder. Bazen bir kaç şey içi içe geçer. Şartların zaman zaman çok zorlaştığını düşünürüz ve sorunlar hiç bitmeyecekmiş gibi gelmeye başlar. Bu durumda yine astroloji haritası ışık tutar. Öncelikle, astroloji sayesinde hiçbir şeyin sonsuz olmadığınız algılamaya başlarız. Güzel günlerin sonu geldiği gibi, zor günlerin de mutlaka bir sonu olduğunu biliriz. İşte bu noktada astroloji yine bize hayatın hangi dönemecinde olduğumuzun bilgisini verir.

Etimolojik olarak astroloji “astro” ve “logos” kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkar. “Astro” yıldız demektir. “Logos” bilmek, bilim anlamına gelir. Yani astroloji,  “yıldız bilimi” olarak ifade edilebilir.

Zaman zaman astrolojinin bir bilim mi, yoksa sanat mı olduğu konusunda tartışmalar yapılmaktadır. Astrolojik haritanın hesaplanması ve temel noktalarının tanımlanması bilim olarak değerlendirmeyi gerektirir. Fakat astronomik açıdan, gezegenlerin hareketleri ve birbiriyle oluşturdukları açılar tekrarı olmayan olaylar oldukları için pozitif bir bilim olarak değerlendirme yapmak mümkün değildir.

Ancak haritanın analizi ve yorumlanması astrologun bilgisi, tecrübesi, anlayış ve sezilerini de içerir. Bu yönüyle astrolojiyi bir sanat olarak değerlendirmek gerekir.

Bu arada astrolojinin, İngiltere’de ve ABD’de üniversitelerin bünyesinde, akademik seviyede eğitiminin verildiğini belirtmek gerek.

Sonuç olarak; astroloji olumlu olarak kullanılırsa mükemmel bir bilgidir. Ancak bu bilgiden yararlanmak için mutlaka,  bu konuda yetkin kişilerden yardım alınması gerekir.

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Eğitim hakkında bilgi için: https://astrolojikosesi.com/astroloji-egitimi/

Meral PALA

2009