VENÜS DÖNGÜLERİ…

21/09/2010

8 Ekim 2010’dan itibaren Venüs Akrep Burcunda Geri Hareket Edecek

Venüs astrolojide kişinin zevklerini, nelerden keyif aldığını anlatır. Ayrıca ilişkileri, aşkı, evliliği, maddi değerleri, değer yargılarını ve ortaklıkları sembolize eder.

Venüs her 8 yılda bir aynı burçta geri harekete geçer. Bu döngü şematik olarak, aralarında 72 derecelik açılar olan 5 köşeli bir yıldız oluşturmaktadır. Bu döngüler, esasında bütünlük oluşturan bir temanın parçalarını ortaya çıkartır. 5 rakamı, 360 dereceden oluşan dairenin, 72’şer derecelik, 5’e bölümünden elde edilir. “5” rakamı ruhsal öğretilerde, yapmak, ortaya çıkartmak, şekil vermek ve inşa etmeyi sembolize eder.

Güneş ve Ay hariç, tüm gezegenler belli süreler için geri hareket ederler. Aslında bu, bizim dünyadan bakış açımıza göre onları öyle algılayışımızdan kaynaklanır. Gerçekte gezegenin geri gitmesi söz konusu değildir. Bize göre yön değiştirmeden önce bir süre için durağan kalır. Bu süreçte gezegenin anlattığı konular derinlik kazanır. Enerji içselleşir ve içerde yoğunlaşarak gizli kalmış potansiyelleri çok güçlü bir şekilde açığa çıkartır.

Astrolojik açıdan gezegenin geri hareket etmesi onun gerçek fonksiyonunu ortadan kaldırmaz, ancak büyük ölçüde değişikliklere neden olur. Söz konusu gezegen bir anlamda özgürlüğünü kazanır, özelliklerini alışılmışın dışında, farklı yollardan ifade etmeye başlar.
Bir kişinin doğum haritasında geri giden bir Venüs, ilişkilerde sıra dışı bir yaklaşımı anlatabilir. İçerde hapsedilmiş enerji, bir noktadan sonra özgürleşmeyi getirecektir.

Gezegenlerin kişinin doğum anında bulundukları konumlar onun hayat akışında karşılaşacağı potansiyel enerjileri anlatır. Yaşamı boyunca, gezegenlerin belli an içinde bulundukları konumlar da hayatının akışına etki eder. Mesela, Venüs Akrep burcunda ilerlerken bir kişinin astroloji haritasında, gezegenin hareket ettiği ev, gezegenin doğum haritasında bulunduğu ev ve yönettiği evler etkilenir. Herhangi bir burca giriş yapan gezegen etkisini, o burcun özellikleriyle hissettirmeye başlar. Durağan pozisyona geçince gezegenin enerjisi yoğunlaşmaya başlar. Hangi gezegense onunla ilgili konular inanılmaz bir şekilde, hayatımızda ağırlığını hissettirmeye başlar. Haritada diğer koşullara bağlı olarak akıcı enerjiler söz konusuysa olumlu etkiler alırız. Haritada sıkışmış enerjiler, zorlayan açılar varsa gezegenin durağan pozisyona geçtiği dönemlerde, bastırılmış enerjiler birer birer görünür hale gelmeye başlar. Gezegen geri harekete geçice de krize götürür. Burada krizden kastımız hayatınızın o alanına her şeyden daha fazla önem ver önem verilmesi gerekeceği anlamındadır.

9 Eylül’den beri Akrep Burcunda ilerleyen Venüs, 8 Ekim’de tarihinde Akrep’in 13 derecesindeyken geri harekete başlayacak. Bu gerileme sürecinde 9 Kasım günü yönetici olduğu Terazi burcuna dönecek ve bu dönemde Venüs’ün Akrep’te iken yarattığı tema tamamen değişecektir. Terazi burcunda ilerleyen Venüs ilişkiler, evlilikler, ortaklıklar açısından verimli olabilir. Daha önce yara almış ilişkileri objektif olarak algılama ve rayına oturtma imkânı olabilir. 18 Kasım’dan itibaren tekrar ileri harekete dönecek olan Venüs, 1 Aralık 2010 itibariyle Akrep’te ilerlemeye devam edecek. 8 Ocak 2011 tarihinden itibaren de Yay Burcuna ilerlemiş olacak.

Venüs, Güneş’in etrafında 225 günde tam dönüşünü gerçekleştirir. Kendi ekseni etrafında ise 243 günde döner. Yaklaşık 18 ayda bir geri harekete geçer. Bu süreç yaklaşık olarak 6 hafta devam eder. İşte bu dönemlerde astrolojik bakımdan, Venüs enerjisi yaban yönlerini ortaya çıkartacaktır.
Venüs kendi burcunda, Terazide eşitliği, adaleti, uyumu, dengeyi, ilişkilerde harmoniyi ve estetiği sembolize eder. Yine yönetici konumunda olduğu Boğa Burcunda maddi konularda güveni arayışını ve verimliliği anlatır.

Estetiği sembolize eden Venüs, geri giderken sanatsal konularda faaliyet gösteren kişiler içinse güdüsel olarak son derece özgün bir yaklaşımı, farklı bir tarz yaratmayı getirebilir. Örneğin, resim yaparak hayatını kazanan bir ressamın, Venüs Akrep’te gerilerken yarattığı eserinde hiç denenmemişi deneyebilir.

Bu dönemde, Venüs’ün geri gidişi esnasında, romantik ilişkilerde içsel olarak derinlik, tutku ve cinsellik ağır basabilir. Kişi eşini, ortağını yeniden değerlendirmeye tabi tutmak isteyebilir. Ayrıca, Venüs’ün geri gidişi sırasında yapılan bir evlilik içsel dinamikleri sıra dışı bir evlilik olabilir. Bu dönemde eski bir ilişkinin tekrar hayatınıza girmesi de beklenebilir.

23 Eylül sonbahar ekinoksuna yaklaştığımız şu günlerde, Güneş eşitlik ve denge burcu olan Terazi’ye ilerliyor. Ekinoks zamanları yeryüzünde gece-gündüz eşitliğinin de yaşandığı günlerdir.
Güneş’in Terazide ilerleyeceği 23 Eylül – 23 Ekim arasında, bu yıl her zamankinden farklı olarak ilişkilerde uyum ve dengeyi sağlamanın zorlaştığını düşünenler olursa sorumlusu Akrep’te geri hareket eden Venüs olmalı!

Aslında, Venüs’ün geri hareketi esnasında, yerine göre, sanatsal kapasitenin farklı yollarla ortaya çıkışı verimli bir dönem olarak nitelendirilebilir. “5” ilkesini düşünürsek, kişinin içinde adeta uyuyan bir enerjinin açığa çıkması, bir şeyin somut olarak hayata geçirilmesi, gerçeklik kazanması anlamına gelmektedir.

Bu arada gündelik hayatın içinde mesela, kuaföre saçınızı kestirirken her zamankinden farklı bir tarzı kabul edemeyecekseniz, Venüs geri giderken bu işi ertelemeniz yerinde olur. Çünkü kuaförünüzün kendi yaratıcılığını sıra dışı yöntemlerle ifade etme arzusu sizde hayal kırıklığı yaratabilir. Mesela, daha önce hiç kullanmadığınız bir tarzı uygulamak isteyebilir.

Maddi konular, yatırımlar ve gayrimenkul alımı için de, Venüs’ün geri gittiği dönemler önerilmez. Bu dönemde Dünya ekonomilerinde parasal konularla ilgili sorunlar bir miktar daha sertleşebilir. Ya da politik ilişkilerde zorlanmalar söz konusu olabilir.
Önümüzdeki dönemde kredilerde sorunlar ortaya çıkabilir ve ortaklıklardan elde edilecek kazançlar zorlanmalara neden olabilir.

Bundan önce, Venüs AKREP burcunda geri hareketini 2002 yılında 10 Ekim ile 21 Kasım arasında gerçekleştirmişti. O dönemdeki, ilişkiler ve ortaklıklarla ilgili gündeminizi bugünlerde tekrar karşınızda bulabilirsiniz. Ya da maddi konularda aldığınız kararların yankılarını bugünlerde tekrar karşınızda bulursanız şaşırmayın!

Meral PALA

21 Eylül 2010

Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.


OBJEKTİF OLMAK ZORUNDAYIZ…

15/06/2010

İKİZLER BURCU’nda YENİAY

TUTULMA TRAFİĞİ ARTIYOR…

Güneş ve Ay tutulmalarının haritanızda hangi evlerde gerçekleştiğini, hangi konularda etkin olduğunu öğrenmek için doğum tarihinizi gün / ay / yıl olarak doğum saatiniz ve doğum yerinizle birlikte astrolojikosesi@hotmail.com adresine e-posta gönderebilirsinz !

12 Haziran -11 Temmuz dönemi

Önümüzde, Ay ve Güneş tutulması olmak üzere iki kez tutulma yaşayacağımız bir dönem başlıyor. Tutulmaları, hayatımızın belli bir alanında birdenbire spot ışıklarının yanmasına benzetebiliriz. O alanda çalışma yapmanın zamanı gelmiş demektir. Tutulmalar konusunda daha önce yazdığım kapsamlı yazıyı okuyabilirsiniz: (http://astrolojikosesi.com/2009/12/26/tutulmalar-yaklasirken%e2%80%a6/)

12 Haziran’da, İkizler Burcunun 21 derecesinde yeniay gerçekleşti.
Astrolojide, zihinsel faaliyetler, iletişim, haberleşme, kısa yolculuklar, eğitim-öğretim konuları, ticari faaliyetler kardeşler ve yakın arkadaşlar İkizler burcuyla sembolize edilir.
Yeniay, bu bahsettiğimiz konularda yeni başlangıçların olacağı bir döneme işaret ediyor. İkizler burcunun yönetici gezegeni Merkür de kendi burcunda bulunuyor. Bu da yeniayın temasına güç kazandırıyor.
Haritada, Terazi burcunun yükselmesi, eşitlik ve denge konusunu gündeme taşıyor. Yükselen Burcun hava grubundan bir burçla temsil edilmesi, objektif olmanın gereğini anlatıyor. Bu yeni ay, iletişimde, haberleşmede, kısaca zihinsel alanda denge arayışını, uyumu, barışçıl tutumları, diplomatik yaklaşımları çağrıştırıyor.
Ancak, Yeniay derecesine, Satürn‘den gelen zorlayıcı kare açı, bu konularda sıkışmalar ve engeller olabileceğine işaret etmektedir.
Haritanın yönetici gezegeni Venüs’ün, Yengeç burcunda konumlanması ilişkilerde ve finansal konularda hassasiyetleri, sezgilerle ve güdülerle geçmişi korumaya yönelik davranışları gündeme getiriyor. Venüs’ün Satürn’e olumlu açısıyla bakması ise, parasal konularda ve ilişkilerde korumacı yaklaşımların statüyü gözetme güdüleriyle gerçekleşebileceğini anlatıyor.

14 Haziran tarihinde, Venüs gezegeni Aslan Burcuna ilerliyor. Sanatsal yaratıcılıkta gösterişli ve dikkat çekici dışavurumları getirecektir. Örneğin canlı ve parlak renkler görülebilir. Venüs Aslan burcundayken, ilişkilerde son derece abartılı, ateşli ve tutkulu yaklaşımları çağrıştırıyor. Hatta ilişkileri bir gösteriye dönüştürecek abartılı tiyatral davranışlar görülebilir.

21 Haziran’da Güneş Yengeç Burcuna geçiyor. Öncü Burçlardan Yengeç, su elementinden oluşuyla, duyarlılıkları, sezgiselliği, aile temasını, özellikle anne ile ilgili konuları ve korumacı yaklaşımları, geçmişten getirdiklerimizi gündeme getiriyor.

26 Haziran’da Oğlak burcunun 4 derecesinde dolunayla birlikte Ay Tutulması gerçekleşiyor. Oğlak Burcunda, Ay’ın pek de rahat olmadığı bir pozisyonda gerçekleşecek tutulma, Plüton etkisini de gündeme getiriyor. Ay tutulmalarının sonlanmaları işaret ettiğini düşünürsek, Plüton ciddi bir dönüşümle birlikte sonlanmaları hızlandıarbilir. Tutulma haritasına Jüpiter ve Uranüs’ün zorlayıcı etkisi, yüksek bir gerginlik duygusunu da beraberinde getirecektir.

26 Haziran’da Merkür Yengeç burcuna giriş yapıyor. İletişimde, anlayış, hassasiyet ve sezgisellik teması gündeme gelecektir. Anaç düşünceler beklenebilir.

28 Mayıs tarihinden itibaren, Koç burcundaki hareketine başlayan Uranüs, astrolojik açıdan yepyeni bir dönemin başlangıcına dair, ilk sinyalleri vermeye başladı bile. Haritalarında, Uranüs, kişisel gezenleriyle temasa geçen kişiler birden sabah uyandırmak için çalan alarm zillerine benzer bir etkiyle karşılaşmış olabilirler. Şimdi de 5 Temmuz’da Uranüs Koç Burcunda geri harekete başlıyor. 6 Aralık tarihine dek devam edecek bu gerileme sürecinde, Uranüs’ün transitinden dışsal olaylarla etkilenmeye başlayan kimseler, gezegenin geri hareket döneminde, içsel bir uyanışa geçecektir. Artık alarm zilleri bir kere uyandırmıştır, önce bir gerginlik duygusu, ardından istemeyerek de olsa değişimin zorunluluğu hissedilmiş olabilir.
Fakat bu geri giden süreçte, yenilenme, aydınlanma, karşı koyma, başkaldırı ve özgürleşme duyguları içsel olarak hissedilecektir. Kişi, hayatında yeni ufuklar ve çok farklı bakış açıları kazanmaya başlayacaktır.
6 Aralık’ta Uranüs düzgün harekete dönüşünden itibaren, zaten türbülansa girmiş olan kişinin cesaretini sergilemeye başlayacağı dönem olacaktır.

10 Temmuz’da Merkür Aslan burcunda hareketine başlıyor. Lükse dayalı tüketimi hızlandırabilir. İletişimde dikkat çekmeyi hedefleyen yaklaşımlar hatta biraz gürültücü tutumlar olabilir. Sabit fikirlilik riski olabilir.

11 Haziran’da Venüs Başak Burcunda hareketine başlıyor. Bu dönemde işyeri aşkları gündeme gelebilir. Burada Venüs, ilişkilerde irdeleme ve eleştirel yaklaşımları getirebilir. Estetik alanda sadelik, doğallık ve pratik hayata uygunluk arayışı görülecektir.

11 Haziran’da, ayrıca Yengeç Burcunun 19 derecesinde, yeniayla birlikte, Güneş tutulması gerçekleşecek. Güneş tutulmaları, yeniayla birlikte oluştuğu için, yeni başlangıçları ifade eder. Tanınmış Avustralyalı astrolog Bernadette Brady’nin verdiği bilgiye göre 12 Güney Saros Serisinin ana teması şöyledir:
Uzun süredir sorun olarak yaşanan bir konuda, endişe ve kuruntular yerini başarılı sonuçlara bırakacaktır. İlk başta, olaylar negatif gözükse bile, ardından netleşme ve huzur gelecektir…

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Meral PALA

Haziran , 2010

İstanbul


NEREDE HAREKET ORADA BEREKET…

06/06/2010



JÜPİTER KOÇ BURCUNDA

Mitolojide “Büyük İyilik” olarak anılan Jüpiter 12 yıl aradan sonra tekrar Koç Burcunda hareketine başladı. Bolluk, bereket, şans ve gelişimi sembolize eden Jüpiter, kişinin doğum haritasında bulunduğu eve fırsatlar ve genişleme imkânı getirir. Aynı şekilde, transit geçtiği eve de…
Çünkü Jüpiter’in haritada bulunduğu alan kişinin kendini güvende hissettiği ve bu yüzden de riske atıldığı hatta bazen kumar oynadığı alan olabilir. Kişisel gezegenlerle yaptığı açılarla iyimser bir bakış açısıyla, kişinin sınırlarını zorlayarak pozitif eyleme geçme isteği uyandırır. Güneş sitemimizdeki en büyük gezegen olan Jüpiter, kendi cüssesinin büyüklüğü gibi astrolojik haritada değdiği noktayı büyütüp geliştirir. Hatta zorlayıcı açılar altında ise, fazlaca abartıya kaçarak negatif etkilenme riski de yaratabilir. Gerçekten de herhangi bir şeyin dozunu iyi ayarlayamamaktan veya disiplini sağlayamamaktan dolayı zorluklara sürüklenmez miyiz? İşte, Jüpiter iyimserlik getirse de, iyimserliğin dozajını aşırıya götürmek, gereksiz riskler almamıza neden olabilir.

Zodyakta inançlar ve ruhsallıkla ilişkilendirilen Jüpiter, kişisel haritalarda ilgili olduğu alanda anlam arayışı, derinlemesine sorgulama belli bir inanç ve görüş yaratmaya ve neticede bilgelik kazanmaya zemin hazırlar. Uzak yolculukları, yabancı kültürlere seyahatleri, yüksek öğrenimi ve derin bilgiyi sembolize eden Jüpiter, Koç Burcunda yüksek motivasyonla birlikte, bu saydığımız konularda gelişmeler getirebilecektir.

Jüpiter’in Koça ilerlemesiyle, Koç’un hevesli ve girişimci ruhu bir kat daha yükselecektir. Fazla düşünmeden, hesap-kitap yapmadan, cesurca harekete geçen Koç enerjisi, Jüpiter’in ekleyeceği iyimserlikle çok daha atak ve fark edilir bir hale geliyor. Koç Burcunun, yeni başlangıçları sembolize ettiğini hatırlayarak, yeni trendleri oluşturan bütün şartlar oluşmuş durumda. Korkusuzca harekete geçme arzusu en yüksek seviyelerde. Jüpiter Koç burcunda, cesaretin en yüksek noktalarına ulaştığına işaret ediyor. Burada temel güdü özgürleşme arzusu olacaktır. Çünkü Koç arketipi, Jüpiter’le birlikte tam bir özgürlük savaşçısı olabilir. Ancak toslama riski de oldukça yüksek!
Bütün bunları, Uranüs’ün, beklenmedik gelişmeleri harekete geçiren enerjisini hesaba katarak düşünmek gerek.

Bu kez Jüpiter, 12 yıl öncekinden farklı olarak, diğer öncü burçlarda yerleşen kolektif gezegenlerle; Oğlak’ta Plüton ve yine Koç’ta Uranüs ile birlikte bir tema oluşturuyor. İlerleyen günlerde, Ağustos’ta Satürn de Terazi Burcu’na geri döndüğünde öncü burçlarda gezegenler gökyüzünde T-Kare dediğimiz gerilimli bir tablo oluşturuyor. Hatta Mars’ın da zararlı olduğu Terazi burcunda olması temanın çok da kolay olmayacağını vurguluyor.

JÜPİTER KOÇ BURCU’nda iken;
(Yükselen Burca göre okumanız önerilir)

Koçlar için; çok daha fazla iyimserlik ve fırsatlarla birlikte kendini geliştirecek ve kimliğini ortaya koyabilecektir. 2008’den beri değişime zorlanan Koç burçları, artık tam bir aydınlanma ve dönüşümün eşiğinde. Fırsatlar söz konusu.

Boğalar için; bu dönem bilinçaltını keşfetme yolculuğu olabilir. Karanlıktan aydınlığa doğru sıçramanın işaretleri var. 2008’den beri inandıklarını büyük ölçüde sorgulamış ve değiştirmiş olabilirler.

İkizler
Burcu için, yeni girdikleri sosyal çevreler son derece geliştirici ve aydınlatıcı olabilir. Orijinal arkadaşlar, yeni ufukların açılmasına sebep teşkil edebilir. 2008’den beri ortak girişimler değişime zorluyordu. Artık yaratıcılıklarını paylaşarak değişimi yakalayabilirler.

Yengeçler için, kariyerde beklenmedik fırsatlar söz konusu. Tam bir kökten yeniden yapılanma süreci. Kimliklerini değiştirmek için, 2008’den beri zorlanmaktaydılar, şimdi şartlar tam olgunlaşmış durumda. Fırsatlar mesleki alanda son derece umut vaat edici…

Aslanlar için; Jüpiter’in olumlu desteği çok bariz. Yurtdışı ve yabancı kültürlerden sürpriz niteliğinde fırsatlar gelebilir. Rutin düzeni, 2008’den beri büyük ölçüde değiştirmiş olmalılar. Hayatın anlamını sorgulayarak sıra dışı bir hayat görüşü benimseyebilirler.

Başaklara ortaklıklardan gelebilecek maddi fırsatlar söz konusu olabilir.
Finansal konular değişim sürecinde en önemli etken gözüküyor. Yaratıcı alanda değişime zorlanırken, maddi konularda hem disipline girme zorunluluğu hem de risklere atılma ihtimali olacaktır.

Terazi
Burçları; ilişkiler ve/veya ortaklıklar yoluyla gelişme ve bilgelik kazanma fırsatı sunuluyor. Mesleki alanda, sorumluluklarda ciddi artışla beraber, partnerlerinden gelebilecek umulmadık destekler de söz konusu. 2008’den beri hayatlarında temel konularda dönüşümün gereği güçlü bir şekilde hissediliyor.

Akrepler
için, rutin yaşamın geçtiği alanda, örneğin iş ortamı olabilir değişim ve gelişmeler sürpriz şeklinde ortaya çıkabilir. Kendilerini geliştirmek için beklenmedik fırsatlar çıkabilir. Yeteneklerini arttırmak için son derece uygun şartlar mevcut. 2008’den beri fikirler ve kendilerini ifade şekilleri değişim sürecinde.

Yay Burçları için, gökyüzünde temanın değişmesi iyimserliklerini yükseltiyor. 2008’den itibaren değer yargılarını silip süpüren koşullar gelişti. Şimdi artık şans faktörünün de yardımıyla yaratıcılıklarını ortaya koyma zamanı. Sürpriz aşklara yelken açabilirler.

Oğlak Burçları; 2008’den beri tam bir kabuk değiştirme sürecinde. Bunca dönüşümün neticesinde, ruhsal açıdan büyük bir gelişme dönemindeler. Sürpriz biçimde, aileden gelecek destek önemli boyutta olacaktır. Yerleşim konusu da aniliklere açık ancak çok daha konforlu şartlar söz konusu.

Kovalar için; yakın çevre ve kardeşlerden gelecek destekler var. Kendilerini yazarak veya sözlerle daha iyi ifade etme imkânı olacaktır. Birdenbire algılarında açılma söz konusu. Yeni eğitimler yoluyla da kişisel gelişim süreci hız kazanabilecektir.

Balık Burçları ise; Ocak 2010’dan beri ruhsal gelişim ve kimliği rahatça ortaya koyma imkânı kazandılar. Bu gelişmenin etkisiyle maddi kaynakları geliştirip bollaştıracaktır. Değer yargılarında bir yükselme, ahlaki değerlerinde pozitif ilerleme sözkonusu.

Netice olarak, bütün burçlar için kişisel haritalarda, Koç burcu hangi evi yönetiyorsa, o alanda muhakkak hareketlilik ve gelişmeler beklemek gerek.

Son olarak Jüpiter, 8 Eylül’e dek Koç burcuna hareket ediyor. Daha sonra geri hareketle, Balık Burcuna dönüş yapacak . Ancak 22 Ocak 2011’den itibaren kalıcı olarak Koç Burcu’na giriş yapıyor. 2011’in Haziran ayında ise Boğa Burcuna ulaşmış olacak.

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Yükselen Burcunuzu öğrenmek için doğum tarihinizi gün / ay / yıl olarak doğum saatiniz ve doğum yerinizle birlikte astrolojikosesi@hotmail.com adresine e-posta gönderebilirsinz !

Meral PALA
6 Haziran 2010
İstanbul

astrolojikosesi@hotmail.com


BEKLENMEYENİ BEKLE…

28/05/2010

BEKLENMEYENİ BEKLEMEK…

Uranüs; astrolojide sürprizleri, sıra dışı ve beklenmedik olanı anlatır. Şok eden, devrim yaratan, isyankârlığı anlatan, her zaman şaşırtan, tuhaf olanı sembolize eden Uranüs, artık Koç burcunda ilerlemeye başlıyor.
Aslında Uranüs arketipi, büyümeyi ve gelişmeyi engelleyen mevcut durumdan kurtulma ihtiyacını anlatır. Uranüs’ü tanımlamak için kullandığımız ‘aydınlanma’ ve ‘isyan’ kelimeleri, işin özünde gelişme ihtiyacından doğmaktadır. Gelişmek için, ayak bağı olan her türlü engele karşı bir uyanış yaşamak ve bu engelden sıyrılmak için isyan etmek neredeyse kaçınılmazdır.
Koç arketipiyse; cesaret, heves ve gözü pek olmakla bağdaştırılır.
Uranüs ve Koç’un kombinasyonu ise; son derece ilginç ve sıra dışı olayları, gelişmeleri, büyük bir hızla beklemek gerektiğini anlatıyor.
Uranüs’ü 7 yıl buyunca ağırlayacak olan Koç Burcu, hesaplamayan ve düşünmeden harekete geçen enerjisiyle, bende tam olarak şu düşünceyi uyandırıyor: Lunapark’ta son sürat giden, inişli çıkışlı yollardan geçerken, nefesimizi tutmamıza neden olan ve bir sonraki virajda ne gibi sürprizlerle karşılaşacağımızı kestiremediğimiz sürat trenine binmek…
İşte tam manasıyla bu duyguyu çağrıştırıyor. Bu durumda içimden “Kemerleri bağlayıp, uçuşa hazır olun” demek geliyor. Tabii, ani ve patlayıcı enerjileri çağrıştırdığını da söylemeden geçemeyeceğim.
Merkür’ün bir üst oktavı olan Uranüs’ün, zihinsel ve entelektüel faaliyetlerin en üst seviyesini anlattığını düşünürsek, bilim dünyasında patlamalar beklemek yanlış olmaz sanırım.
Ayrıca, Koç Burcu’nun liderleri anlattığını hatırlarsak, dünya politikasında sürpriz liderler de beklenebilir.
Koç Burcu, yeni başlangıçları anlatır. Evet, ama bir şeylerin başlaması için, bir şeylerin de son bulması gerekmez mi? Zaten Uranüs’ün, son 7 yıldır Balık’ta ilerlediği süreç hayalle gerçek arasında, bulanık ve belirsiz şekilde, duygusal düzeyde insanlığın yaşadığı aydınlanma çabalarını anlatmıyor mu? Uranüs’ün 2003’ten beri, zodyağın son Burcu olan Balık’ta hareketi bir dönemin kapanışını sembolize ediyor.
Balık burcu sonlanmaları anlatır. Ancak burada ki sonlanma, pek çok çözülmeyle birlikte gelmiştir. Şimdi artık, nihayete ermiş olan şeyler, hevesle ve heyecanla, sürpriz niteliğinde başlangıçlara hazırlanıyor. “0 Kilometre” başlangıçlara hazır olmak gerek.
Bu gelişmeden en çok hangi burçlar etkilenecek? Öncelikle öz burcu Koç ve Yükselen Burcu Koç olanlar etkiye en açık olanlar. Bu arada diğer öncü burçları da unutmamalı. Terazi, Yengeç ve Oğlak olanlar da aynı şekilde en çok etkiye açık olanlar. Tabii kişisel gezegenleri; Venüs, Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegeni haritasında Koç’ta ve/veya diğer öncü burçlarda olanlar bu gelişmeden en çok nasibini alacak olan kişiler. Kişisel haritalarda, bu gezegenlerin derecesi de çok önemli. Uranüs’ün etkisini en çok hissettirdiği nokta, “tam” olarak bir gezegenle temas ettiği noktadır. Haritada, herhangi bir gezegenle herhangi bir açıyla temas ettiğinde, şok edici bir etkiyle kendini hissettirir. İşte bu yüzden de Uranüs için, “beklenmeyeni bekle-expect the unexpected” deyişi kullanılır. Fakat hiç kuşkusuz Uranüs’ün 0 (sıfır) derece Koç’a girmesi derece olarak gezegenlerle ilişkiye girmese bile büyük bir titreşim yaratacaktır.
Ancak, Uranüs’ün Koç Burcunda olmasını tek başına değerlendirmek eksik ve yanlış bir değerlendirme olur. Çünkü 2008 Ocak’tan beri Plüton’un Oğlak burcunda olması, güçlü değişimlerin bir başka nedeni olacaktır. Şimdilerde ise 4 derece Oğlak’ta!
Aynı zamanda, Satürn gezegeni de, 2009 Ekim ayında Terazi Burcu’na ilerlemişti. Şu anda her ne kadar geri hareketle Başak burcuna geri gelmiş olsa da, 21 Temmuz’dan itibaren tekrar kalıcı olarak Terazi’ye gelecek. Tüm bunlar hep birlikte yapısal ve köklü değişimleri kaçınılmaz kılacaktır.
Bu arada Jüpiter etksini de unutmamak gerek. Her değdiği noktayı büyüten ve hatta abartılı bir etki yaratan Jüpiter gezegeni, 6 Haziran 2010 itibariyle, Koç Burcu’na ilerliyor.
Her ne kadar hem Jüpiter, hem Uranüs, Koç’tan geri hareketle, bir süreliğine Balık Burcu’na dönecek olsalar da, artık dönüşü olmayan bir yolun başında olduğumuzu unutmamak gerek…

Tanınmış Avustralyalı Astrolog Bernadette Brady’nin “ASTROLOGY-A Place In Chaos” kitabında söz ettiği ‘Edge of Chaos’ tanımlaması da tam olarak Uranüs-Koç temasını anlatır gibi. Bu tanımlamada, ‘Kıyametin Sınırı-Edge of Chaos’ düzensizlik ve karmaşa yeri değil, sistemi bilgiyle besleyerek ilişkiyi geliştirme yeridir. Veri girişiyle, kendiliğinden gelişen, doğal bir düzen ortaya çıkar. Fakat bunda incelik ve artistik bir özellik aramamak gerek.
‘Kıyametin Sınırı-Edge of Chaos’, bir yeni düzenin ortaya çıkış yeridir. Her şeyin menşei yani başlangıç noktasıdır.

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Meral PALA
28 Mayıs 2010

astrolojikosesi@hotmail.com


HARİTADA KADERSEL NOKTALAR

12/03/2010

 

KARMİK AY DÜĞÜMLERİ    

Ay Düğümlerinin haritanızdaki burç ve ev konumunu, öğrenmek isterseniz; doğum tarihinizi ( gün / ay / yıl ), doğum saatinizi ve doğum yerinizi astrolojikosesi@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz

Ay düğümleri fiziksel olarak var olmayan ancak, Dünyanın Güneş etrafındaki yörüngesi(ekliptik) ile Ay’ın Dünya etrafındaki yörüngesinin kesişim noktaları olarak hesaplanan matematiksel noktalardır.

Astrolojide, Ay düğümleri, Karmik dersler almak durumunda olduğumuz konulara işaret eder.

Astroloji haritasında bulundukları ev ve burç konumlarıyla, hayatta hangi alanda, ruhsal  gelişme kaydetmek zorunda olduğumuzu ve nerelerde alışkanlık sahibi olup vazgeçemediğimiz kolaylıkları  anlatırlar.

Özellikle Hint astrolojisinde Rahu ve Ketu isimleriyle anılır, çok fazla önem verilir.

Güneyden Kuzeye doğru kesen noktaya Kuzey Ay düğümü (North Node ), Kuzeyden güneye doğru kesen noktaya ise Güney Ay Düğümü (South Node) denir.

Astrolojide, Dragon’un başı (kuzey düğüm) ve Dragon’un kuyruğu olarak da isimlendirilirler.

Ay düğümleri, her Burçta ortalama 1,5 yıl kalır. Zodyağı 18 yılda tam dönerler. Ancak döngüleri gezegenlerin tam aksi istikamette olur. Geri hareket ederler. Diğer deyişle, saat yönünde ilerlerler.

İkisi birbirine tam karşıt burçlarda, aynı derecelerde yer alırlar.

Örneğin; Kuzey ay Düğümü, 10 derece Oğlakta ise, Güney ay düğü de 10 derece Yengeçtedir.  İki düğümün karşılıklı oluşturdukları aksa Nodal Aks adı verilir. Astrolojide bu aks, son derece ruhsal ve kadersel temaları anlatır. 

0(sıfır) derece Oğlak-Yengeç aksında yüksek vibrasyon yaratırlar.

Haritada gezegenlerin bu aksa kavuşum ve kare açı yapmaları, ilgili gezegenin konusuyla alakalı karmik bir bağlantı olduğunu anlatır.

Synastry haritalarında, kişilerin ay düğümleri ve kişisel gezegenler arasında açı bulunması,ilişkinin kadersel temalar taşıdığının göstergesidir.

 Güney Ay Düğümü; genellikle bizim rahat ettiğimiz, alışkın olduğumuz enerjileri anlatır. Sanki bu dünyaya öğrenerek geldiğimiz konulardır. Fazlasıyla bilgi sahibi olduğumuz ve tecrübe edilmiş alandır. Aileden veya çocukluktan veya önceki yaşantılardan, kısaca geçmişten getirdiğimiz, bir tür miras kabul edebileceğimiz bilgidir. Bize, dünyaya gelirken veri olarak sunulmuştur. Aslında, biraz da zorlanınca kaçmak, sığınmak istediğimiz alanı gösterir. Çünkü zaten bildiğimiz bir enerjiye sarılmak, genellikle bize kolay gelir. Aslında Güney Ay Düğümünün bulunduğu burç ve ev bizim kendimizi güvende hissettiğimiz, konfor bölgesidir diyebiliriz. Güney Ay Düğümü, hayatta takılı kaldığımız, ilerleme kaydetmekte zorlandığımız alan olabilir. Satürn’e benzer etki yapar. Yani kısıtlayıcı ve zorlayıcı gelebilir. Natal haritada soğuk bir başlangıç verir.

Aslında güdüsel olarak çekildiğimiz bu alan Ay’ın verdiği etkiye benzer. Anılarımızda olan, bilinçaltından ve geçmişten geleni ve bu alanda kodlanarak dünyaya geldiğimizi anlatır.  Tembel davrandığımız alan olarak tanımlamak yanlış olmaz. 

Kuzey Ay Düğümü ise;  bu yaşantımızda öğrenmek ve deneyim kazanmak zorunda olduğumuz alanı anlatır. Haritada bulunduğu ev ve burç konumu, sonsuz potansiyel içeren ve öğrenerek yeteneklerimizi geliştirdiğimiz alandır. Aslında, biraz problem alanı gibi gözükebilir. Öğrenmek zorunda olmak, deneyim kazanmak zorlayıcı gelebilir. Alışkanlık ve bilgi sahibi olmadığımız alandır. Fakat öğrenilen konu her ne ise, bizi geliştirip, büyütür. Bilgimiz ve tecrübemiz artar. Kuzey Ay düğümü Jüpiter etkisi gibi düşünülebilir. Bizim hayatta gelişme alanımızdır. Harekete geçerek adeta pilin şarj olması gibi, enerji yenilenmesi olarak düşünebiliriz. Kuzey düğüm, Güneş prensibine de benzer. Geleceği ve amacımızı anlatır. 

Güney düğüm hayatın başında bize veri olarak sunulmuş olandır. Yolculukta yanımıza aldığımız bir değerdir. Oysaki Kuzey düğüm, yolda bedelini ödeyerek edindiklerimizdir. Hayattaki kazanımlarımız olarak düşünebiliriz.  

İki düğümün karşıt burçlarda olması, uyandıran bir etki yapar. İki karşıt arketip arasında bir mücadele vardır.

Astrolojik haritada, Ay düğümleri hakkında yorum yaparken, bunların yöneticilerine de bakmak gerekir. Sadece ev ve burç olarak değerlendirmek eksik ve yanıltıcı olabilir.  Örneğin Güney Düğüm İkizlerde, KuzeyDüğüm Yayda ise, Merkür ve Jüpiter’in haritada konumunu ve açılarını da ele almak yerinde olur. 

Güney Düğüm Koç(1. ev)- Kuzey Düğüm Terazi(7. ev):Her şeyi kendi tarzında yapmak ister. Ben yalnızım ve öncüyüm der. Sabırsız ve kendine dönüktür.

Uzlaşmayı, ödün vermeyi, başkalarının isteklerini göz önüne almayı ve sosyalleşmeyi öğrenmesi gerekir. 

Güney Düğüm Boğa(2. ev)- Kuzey Düğüm Akrep(8. ev):Değişiklikten hoşlanmaz ve her daim güvenlikte olmak ister. Ancak herkesin güvenlik anlayışı farklıdır. Sahip olduklarını kaybetmekten korkar. Katı bir değer yargısı sistemi vardır. Bu konuda taviz vermeyi sevmez.

Başkalarıyla paylaşım içinde olmayı öğrenmesi gerekir. Akrebin değişim ve kendini yenileyen enerjisini deneyimlemesi gerekir. Kaybetme korkusunu aşmak durumundadır.

 Güney Düğüm İkizler(3. ev) – Kuzey Düğüm Yay(9. ev):Rasyonel ve akılcıdır. Tam bir bilgi toplayıcı olarak hareket eder. Toplanan bilgi yüzeysel, dağınık ve düzensizdir.

Bilgiyi derinleştirip bundan bir hayat görüşü ve bakış açısı geliştirmeyi öğrenmesi gerekir. İlköğretim problemli olabilir. Yüksek öğretimden büyük kazanımlar elde edebilir. 

Güney Düğüm Yengeç(4. ev) – Kuzey Düğüm Oğlak (10. ev):Yuvanın verdiği güven duygusu rahatlatıcı gelir. Duygularına göre hareket etme eğilimi vardır. Kendini saklamaya çalışabilir. Köklere bağlılık söz konusudur. Zodyağın bebeği olarak isim verilebilir.

Toplum yaşantısında kendini göstermeyi öğrenmesi gerek. Hayatta hedefler edinmesi, onlara doğru ulaşmaya çabalaması gerek. Disiplin ve kurallar kurması gerekecektir.

Güney Düğüm Aslan (5. ev) – Kuzey Düğüm Kova (11. ev):Kendisine ve kişisel olarak egosuna bağlı yaşar. Lükse ve gösterişe meraklıdır. Bireysel yaratıcılık konusunda kendini rahatça ifade eder.

İnsan gruplarıyla birlikte hareket etmeyi öğrenmesi gerek. Toplumsal alanda yaratıcı işler çıkartmak durumunda. Egosundan arınmayı toplum için çalışmayı öğrenecektir. Bu yaşamında, sıradan fakat orijinal olmayı öğrenecektir.

 Güney Düğüm Başak (6. ev) – Kuzey Düğüm Balık (12. ev):Kişisel yetenekleri vardır ve son derece zihinsel ve akılcıdır. Başkalarını değerlendirmeye, kritize etmeye meyillidir. Detaylarla uğraşmak konusunda çok başarılıdır. Somut işler çıkartır. El becerileri yüksektir.

Ancak ağaçlar bakmaktan, ormanı göremez. Evrensel enerjilerin farkına varması gerek. Sadece ölçülebilen ve somut olanı algılamaktan vazgeçmeli. Ruhsal dünyanın farkına varmalıdır. Fedakârlık etmeyi deneyimleyecektir. 

Güney Düğüm Terazi  (7. ev) – Kuzey Düğüm Koç (1. ev):Sürekli karşısındakini düşünür hatta başkalarının kendisine hükmetmesine izin verir. Kararlarını genelde kendisi vermez.

Kendi ayakları üzerinde durmayı, güçlü, bağımsız ve cesaret sahibi biri gibi davranmayı ve “ben” demeyi öğrenmesi gerek. 

Güney Düğüm Akrep  (8. ev) – Kuzey Düğüm Boğa (2. ev):Fazlasıyla derin ve tutkulu olabilir. Kıskançlık ve sevdiklerini aşırı sahiplenme duygusu vardır. Başkalarının kaynaklarından yararlanmaya alışkındır.

Kendi kaynaklarını yaratmayı öğrenmesi gerek. Ayrıca kendi değer yargılarını ve kendi güvenlik koşullarını yaratması önemlidir. Sürekli kriz yaratmaktansa, huzurlu ve sakin kalmayı başarmak durumundadır. 

Güney Düğüm Yay  (9. ev) – Kuzey Düğüm İkizler (3. ev):Geniş görüşlü, cesur ve inançlı bir kişilik olabilir. Ruhsal konularda derin bilgisi dikkat çeker.

Ancak pratik yaşantının gereklerini yerine getirmeyi öğrenmek durumundadır. Mantık ve rasyonel düşünceye yönelmesi gerekecektir. 

Güney Düğüm Oğlak  (10. ev) – Kuzey Düğüm Yengeç (4. ev):Kuralcı ve aşırı disiplinli bir kişiliktir. Meslek ve kariyer hayatı en öndedir. Toplumda statü kazanmak için çabalar.

Oysaki duygularını ve kişisel yaşantısını ve aile değerlerini de göz önüne alması gerekir. Hayat sadece meslek ve kariyerden ibaret değildir.

Güney Düğüm Kova  (11. ev) – Kuzey Düğüm Aslan (5. ev):Fazlasıyla zihinseldir. Evrensel ve toplumsal konulara eğilimlidir. Yüksek idealleri vardır. Biraz da ütopik fikirleri olabilir. Gruplarla birlikte hareket eder.  Bireysel alanda yapabileceği yaratıcı faaliyetleri ihmal etmemelidir. Kendi başına bir birey olmayı öğrenmelidir. 

Güney Düğüm Balık  (12. ev) – Kuzey Düğüm Başak (6. ev):Fedakârlık ve kendini adama teması hayatına damgasını vurmuştur. Ruhsal konulara meyillidir. Gerçeklerden uzaklaşma riski vardır. Son derece izlenimci ve duygusaldır. Ancak pratik ve gerçekçi olmayı öğrenmesi gereklidir.  Pratik yetenekler kazanması ve daha akılcı olmayı başarması gerekecektir.

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Ay Düğümlerinin haritanızdaki burç ve ev konumunu, öğrenmek isterseniz; doğum tarihinizi ( gün / ay / yıl ) ve doğum saatinizi astrolojikosesi@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz

Astroloji Eğitimleri hakkında bilgi almak isterseniz:

http://astrolojikosesi.com/astroloji-egitimi/


ARTEMİS …

06/02/2010

GİZEMLİ AY ASTROLOJİDE  NEYİ ANLATIR?

Yunan mitolojisinde ‘Artemis’  AY’ı temsil eder. Artemis, genç kızların kadınlığa geçişinde rol oynardı. Bir anlamda kendiliğinden, bilinçsiz fakat güdüsel olarak hareket ederdi.

Astrolojide ise temel olarak, bir kişinin haritasında, Ay’ın bulunduğu burç, kişinin duygusal ihtiyaçlarını nasıl tatmin ettiğini anlatır.

Aslında, Astroloji söz konusu olunca hemen herkes ‘Öz Burcu’nu ya da diğer deyişle ‘Güneş Burcu’nu bilir. Astrolojinin en çok bilinen ve popüler yüzü budur. Astroloji ile az-çok ilişki kurmuş kişiler içinde bile Ay Burcu hakkında fikir sahibi olan, pek az kişi bulunur. Bunun sebebi doğum tarihine göre Güneş’in hangi burçta bulunduğu çok rahatlıkla tespit edilebilirken, Zodyak’ta yaklaşık 2,5 günde bir burç değiştiren Ay’ın bulunduğu konumu tespit etmek özel bir astroloji tablosu veya bilgisayar programı gerektirir.

Aslında bir kişinin astrolojik haritasıyla kişilik analizi yaparken yalnızca öz burca bakmanın ne kadar yetersiz ve sığ bir değerlendirme olduğunu anlarız. Böyle bir incelemede Güneş, Ay, Yükselen Burç ve bütün diğer gezegenlerin birbiriyle etkileşim içinde hep birlikte bir tablo oluşturduğu ve bir hikâye anlattığı görülür. 

Güneş kişiliğimizin temeli, Ay ise karakterimizin temelidir diyebiliriz. Astrolojide Ay, her şeyden önce pasif, dişil ve yumuşak bir enerjiyi anlatır.

Ay Burcu, kişiyi mutlu eden, koruyup kollayan ve onu duygusal olarak besleyen konuları, diğer deyişle kişinin en derin duygusal ihtiyaçlarını nasıl tatmin ettiğini anlatır. Güneş, kişinin bilinçli yanını anlatırken, Ay bilinçaltından gelen, güdüsel davranışlarını, tepkilerini ve duygularını anlatır. 

Mesela, yorucu bir günün ardından evde rahatlamak için yaptığımız pek çok şey bilinçaltından gelen yönlendirmeyle gerçekleşir. Bilinçli aklın günlük görevi sona erip, akşamleyin evine dönen bir kişide artık Ay devreye girecektir. Mesela kimi tüm günün olaylarını bir çırpıda yanında bulunan, onu koruyup kollayan, kendisine rahatlama duygusu veren kişiye anlatmak için can atar. Bu kişinin Ay Burcu muhtemelen İkizlerdir. Ya da evine gelir gelmez önce güzel bir yemek yiyerek rahatlamak isteyen bir kişinin ise büyük olasılıkla Ay Burcu Boğadır. 

Ay, sadece duygusal tatminin nasıl ve nerelerden kaynaklandığını anlatmaz!

Kişinin hayatında ki kadın figürleri ve özelliklede anneyi sembolize eder. Bir astrolojik haritada ayın bulunduğu konum ve Ay Fazı, diğer gezegenlerle nasıl bir etkileşim içinde olduğu o kişinin özellikle annesiyle olmak üzere hayatındaki kadın figürlerle olan ilişkisini anlatır.

Ayrıca kendisi bir kadınsa nasıl bir anne olacağı hakkında fikir verir.

Bir erkeğin haritasında ise, Ay annenin yanı sıra eşi ve eş bile ilgili konuları gösterir. 

Bunun yanı sıra, kişinin duygusal özellikleri, alışkanlıkları, beslenme ve korunma ihtiyacını nasıl karşıladığını anlatır.

Ayrıca, kişinin çocukluk yılları da yine Ay Burcu tarafından anlatılır, çocukluğun nasıl geçtiğine dair önemli bilgiler verir.

Astrolojik bir haritada Ay hafızamızın ve hayal gücümüzün nasıl işlediğini de anlatır.

Bir kadının doğum anında Ay’ın bulunduğu burç-ev konumu, ay fazı, kişinin doğurganlığı hakkında önemli bilgiler verir. Bu konuda 1950’li yıllarda Çekoslovakyalı bir doktor, kadınların doğurganlığı ile doğduğu andaki Ay’ın durumu arasındaki ilişkiyi tespit etmiş ve daha sonra ki yıllarda Macaristanlı bir jinekolog bu bulguları doğrulamıştır. Bu konunun oldukça kapsamlı oluşu nedeniyle detayları ileride bir başka yazıda etraflıca ele alacağız. 

Ay burcunuzu bilmiyorsanız, öğrenmek için;  doğum yerinizi, doğum tarihinizi ( gün / ay / yıl ) olarak ve tam doğum saatinizi  astrolojikosesi@hotmail.com  adresine gönderebilirsiniz…

Şimdi, Ay hangi burçta nasıl çalışır, Ay Burcu’na göre nasıl bir anne oluruz veya kendi annemizle nasıl bir duygusal ilişki içindeyiz ona bakalım… 

AY KOÇ’ta: Çabuk karar veren, hızlıca harekete geçen, çocuksu, hevesli, sabırsız, enerjik, girişimci, risklere açık, özgür ruhlu ve bencil. Açık sözlülüğü ve dürüstlüğüyle tanınır.Çocuğuna cesaret aşılayan bir anne figürü olabilir. 

AY BOĞA’da: Duygusal olarak sakin ve huzurlu, rahat, maddi değerler güvenlik duygusunu arttırıcı olabilir. Tutarlı ve kararlıdır, riskleri sevmez, kendini daima güvene almak ister. Aşırı materyalist olarak değerlendirilebilir. İnatçı ve sabit fikirlidir.Aşırı derecede sahiplenici bir anne olabilir. 

AY İKİZLER’de: Sürekli okumak, öğrenmek, gezmek, hareket etmek ister. Entelektüel kapasitesi yüksektir, zeki, çok yönlü, esnek ve meraklıdır. Zihinsel olarak çok aktif oluşu, sinirsel gerginlik yaratabilir. Tutarsız gözükebilir.Çocuğuyla zihinsel bir iletişim kurmaya çalışan bir anne olur. 

AY YENGEÇ’te: Duygusal açıdan güçlü, hassas, sezgisel,  koruyucu, sevdiklerine karşı şefkatli ve fedakârdır. Aile değerlerine önem verir, anılarına bağlıdır.  Muhafazakârdır. Yemeğe düşkün olabilir. Duygusal açıdan endişeli gözükebilir. Koruma güdüsü çocuklarına, eşine ve etrafındakilere boğucu gelebilir. 

AY ASLAN’da: Karizmatik, kendine güveni yüksek, lider, kararlı, etrafını motive eden. Artistik yetenekleri olabilir. Gururu yüksektir. Lükse ve gösterişe meraklıdır. Bencil ve inatçı olarak değerlendirilebilir. Dominant bir anne olabilir. 

AY BAŞAK’ta: Titiz, ayrıntılara önem veren, dikkatli, çalışkan, detaycı, eleştirel ve pratiktir. Organize etme yeteneği gelişmiştir. Kendini görevine adayabilir. Soğuk ve gergin gözükebilir.Sürekli eleştiren ve duygularını iyi ortaya koyamayan bir anne olabilir. 

AY TERAZİ’de: İkili ilişkilerde başarılı, uyumlu, nazik, estetik duygusu gelişmiş,  objektif, sürekli denge ve uyum arayışı içinde bulunan bir ruh hali vardır. Eşitliğe ve adalete çok önem verir. Sanatçı ruhludur.Çocuğuna da sanatı ve adaleti aşılamaya çalışan ve uyumlu olmayı öğreten bir anne olabilir. 

AY AKREP’te: Duyguları yoğun ve sezgileri çok güçlü, gizemli, son derece kararlı ve inatçıdır. Duygularını aşırı uçlarda yaşayabilir. Kıskanç ve şüphecilik tarafı olabilir.Aşırı sahiplenici ve baskıcı bir anne olabilir. 

AY YAY’da: Pozitif düşünen, enerjik, ılımlı, neşeli, iyimser, hoşgörülü, çok yönlüdür. Hayata filozofça bakar. Dağılma riski vardır. Kararsız ve huzursuz olabilir.Çocuğuna özgürlük tanıyan ve çocuğuyla arkadaşça hayatı deneyimleyen bir anne olabilir. 

AY OĞLAK’ta: Sorumluluk sahibi, kariyere, statüye odaklı, kuralcı, inatçı ve azimlidir. Aşırı materyalist ve hesapçı görülebilir. Sıkça karamsarlığa düşme riski vardır.Bir anne olarak saygıya dayalı, mesafeli ilişkiler kurmaya dikkat eder.

AY KOVA’da:  Özgür ruhlu, hümanist, orijinal ve yaratıcı fikirleri olan, sıra dışı davranan, fikirlere ve bilime değer veren kimselerdir. Yenilikçi ve modernist olarak da tanımlanabilirler. Tutarlı ve kararlı tutumları vardır.Duygularını açığa vurmayı sevmez ve soğuk bir imaj yaratabilirler.Anne olarak fikirlerini özgürce ortaya koyabilen çocuklar yetiştirmeye çalışırlar.

 AY BALIK’ta: Son derece fedakâr, hassas, merhametli ve kırılgandır. Duyarlı ve yardımseverdir. Sezgileri çok güçlüdür. Duyguları iniş çıkışlıdır. Sanatsal yetenekleri olabilir. Herhangi bir kişiye kendini adayabilir hatta kendini kurban edercesine verici olabilirler.Çocuklarına karşı da son derece duyarlı ve özverili olabilirler. 

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Meral PALA


MASKEMİZ: YÜKSELEN BURCUMUZ

22/01/2010

 

YÜKSELEN BURCUMUZ NEYİ ANLATIR?

Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız, öğrenmek için; doğum yerinizi, doğum tarihinizi ( gün / ay / yıl ) olarak ve tam doğum saatinizi astrolojikosesi@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz…


Astrolojik yorumlamada doğum anında güneşin hangi burçta yer aldığının belirleyici olduğunu düşünülür. Oysaki en az, öz burç kadar belirleyici bir diğer faktör daha vardır:

Yükselen Burç!

Yükselen burcun varlığından haberdar olabiliriz. Hatta pek çok kişi çeşitli kaynaklar vasıtasıyla yükselen burcunu tespit etmiştir. Ancak yükselen burç nasıl belirlenir ve neyi ifade eder? Asıl can alıcı nokta buradadır. 

Bir doğum haritasının 12 bölüme ayrılmış bir daire biçiminde olduğunu göz önüne alırsak, yükselen burcun 1. bölümü ya da 1. evi anlattığını söyleyebiliriz. Bir kişinin tam olarak gün, saat ve dakika olarak dünyaya geldiği yerde, ufuk düzleminin dünyanın yörüngesini kestiği noktaya Yükselen Burç derecesi denir. Bir başka deyişle coğrafi olarak enlem ve boylam olarak tanımlanmış bir yerde doğu ufkunda yükselmekte olan burç Yükselen Burcu verir. 

Bir örnekle açıklayalım: Aynı anda İstanbul’da dünyaya gelen bir bebekle Ankara’da dünyaya gelen bir bebek aynı yükselen burç derecelerine sahip olmayacaktır. Bunun sebebi; Dünya ile Güneş arasındaki açısal ilişkinin doğurduğu yerel saat farkı, iki şehrin enlem ve boylamlarının aynı olmamasıdır. Bu durumda bir doğum haritası hesaplanırken doğum anının biliniyor olması hayati önem taşır. 

Dünyaya geldiğimiz anda bizim bağımsız bir birey olarak yaptığımız ilk hareket nefes almaktır. O andan itibaren evrenle ilk kez temasa girmiş, iletişime başlamış oluruz. Birey olarak evreni öğrenmeye, hissetmeye, hayatı deneyimlemeye başlamışızdır.

Böylelikle yükselen burç kişinin görünen yüzünü, evrenle nasıl temas ettiğini, yeni durumlara nasıl reaksiyon verdiğini ve etrafına nasıl bir imaj çizdiğini anlatır. Yükselen burç, hem fiziksel olarak hem de hayata yaklaşım tarzı açısından önemli ipuçları verir. Kişinin fiziksel özelliklerini bilhassa yüzün yapısını ve surat ifadesini belirleyen yükselen burçtur. Kafa yapısı bireyin karakterini belirler diye düşünürsek, sembolik olarak da kafanın şekli, yüz ve gözler tarafından anlatılan ifade düşünce yapısının dışa vurumudur. Gözlerimizin ruhun penceresi olduğu söylenir.  Kafanın içinde bireyin kişiliği oluşur, jest ve mimiklerle dışa vurumu gerçekleşir.

Bütün olarak kişinin dış dünyayla iletişime geçiş biçimi, kendini başkalarına ifade ediş tarzı yani başkalarının bireyi nasıl algıladığı yükselen burç tarafından belirlenir. Bir başka deyişle bizim karşımızdakilere gösterdiğimiz yüzümüzdür…

Fiziksel bedenin durumu kişinin sağlığı hakkında da bilgi verir. Mesela, yükseleni Koç burcu olan bir kişi oldukça enerjik gözükür. Koç burcunun yönetici gezegeni Mars’ın doğum haritasında bulunduğu konum ve aldığı etkiler ile kişinin genel sağlık durumu hakkında bilgi verecektir.

Kısaca, Yükselen Burç kişinin taktığı maskedir!

Yükselen Burca göre dışarıya nasıl bir imaj verdiğimize bakalım: 

KOÇ: Düşünmeden eyleme geçer, direkt ve hızlıdır. Aksiyona geçme kabiliyeti yüksektir, girişimcidir.  Bağımsız ruhludur. Tepkilerini çok açık ve süzgeçten geçirmeden ortaya koyar.  Sabırsızdır ve konuşması, yürümesi, bütün hareketleri hızlıdır. Başa ağrısı, sinus ve göz problemleri olabilir. 

BOGA:  Ağır ve sabit davranır. İnatçılığı ile tanınır, esneklik kabiliyeti yoktur. Kendini maddi anlamda güvende hissetmek ister, tedbirli ve kararlıdır. İlişkilerde, partnerine kendi mülkiyetiymiş gibi davranır. Son derece sadıktır. Rahatlık ve konfor arar. Fiziksel olarak güçlü ve dayanıklıdır.

 İKİZLER:  Meraklıdır, öğrenmeye, araştırmaya, analiz etmeye çalışır. Entelektüel kapaitesi yüksektir. Her konuda bilgi sahibi olmak ister. Hızlı hareket eder. Konuşkan ve nüktedandır. Değişen şartlara rahatlıkla uyum sağlar. Özgürlüğüne düşkündür.

 YENGEÇ: Kibar, nazik, duyarlı ve son derece müşfiktirler. Kendilerini güvenlikte hissetmedikleri anda korunma güdüleri harekete geçer. Utangaçtırlar, topluluk önünde rahat hareket edemezler. Duygusal, fiziksel ve finansal güvenliği sağlayan bir partner edinirlerse kişisel özgürlüklerini feda edebilirler.

 ASLAN: Dikkat çekmekten, ilgi odağı olmaktan büyük haz alırlar. Tiyatral bir tarzları ve karşı konulmaz bir sıcaklıkları vardır. Etraflarına hareket, canlılık getirirler. Hayata karşı iyimser bir bakış açıları vardır. Dış görünüşlerine, özellikle saçlarına önem vererek muhakkak dikkat çekmeyi başarırlar.

 BAŞAK: Zeki, tedbirli ve çekingen bir imaj çizerler. Analitik ve detaycıdırlar. Kritik yapmayı çok severler. Beden ve ruh farkındalığına sahiptirler. Yoga, derin düşünme gibi çalışmalara yönelebilirler. Genellikle endişeli bir yapıları vardır.

 TERAZİ: Doğal diplomasi yetenekleriyle tam bir arabulucudurlar. Eşitlik ve adaletten yanadırlar. Her zaman uyum sağlamaya çalışırlar Herkesçe sevilen, kibar, hoş ve nazik kişilerdir. Estetik duygusu gelişmiştir. Giyimlerinden davranış tarzlarına kadar her zaman harmoni yaratırlar.

 AKREP: Güçlü ve kararlı bir imaj çizerler. Amacı uğruna elinden gelen her şeyi yapabilir. Kendi özel yaşantılarında mahremiyete ve gizeme son derece önem verirler, bu konuda paranoyaya varan davranışlar gösterebilirler. Etrafındakileri kontrol etmek isterler. Strateji uzmanıdırlar. Dedektifvari bir tarzları vardır. Derinde olanı bulup çıkarmakta üstlerine yoktur.

YAY: Hayatı eğlenceli bir macera gibi yaşarlar. İyimser bir bakış açısına ve filozofik görüşlere sahiptirler. Espri sahibidirler. Yerinde durmayan, kıpır kıpır,  sürekli yeni deneyimler edinmeye, yeni bilgiler kazanmaya çalışan bir yapıya sahiptirler.  İlginç ve heyecan veren düşüncelerin sahibidirler.

 OĞLAK: Ciddi, güvenilir ve sorumluluk sahibi kişilerdir. Başarıya odaklıdırlar. Proje üretmekte ve başarıyla götürmekte üstlerine yoktur. Ayakları yere basar, pratik ve gerçekçidirler. Show yapmayı asla sevmezler. Ancak statü sahibi olmak için çok çalışırlar. Gençken olgun gözükürler, yaşlandıkça genç bir görünüme kavuşurlar.

KOVA: Entellektüel, zeki, orijinal ve benzersizdirler.  Etrafındakileri şaşırtmayı ve unutulmaz olmayı çok iyi başarırlar.  Bilgiye ve bilime çok yakın dururlar. Metafizik konulara düşkündürler. İsyankârlıkları ve meydan okuyan tarzları meşhurdur. Bağımsızlıklarına son derece önem verirler. Arkadaş çevrelerinde çok aranırlar. Kendilerini yeni durumlara uydurmak yerine fikirlerini başkalarına dayatmaya çalışırlar.

 BALIK: Rahatlıkla yönünü rüzgârın estiği yöne çevirebilen kişilerdir. Ertesi gün için bile planları olmayabilir. Hayalperest olarak tanınırlar. Bulutların üzerinde gezer gibi bir halleri vardır.  Empati yetenekleri gelişmiştir. Hassasiyetleri had safhadadır. Karşı konulmaz bir cazibeye sahiptirler. Alerjik bir bünyeye sahip olabilirler.

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Meral PALA


2010′da BURÇLAR

16/01/2010

DEĞİŞİM ZAMANLARI…

 2010 yılı yeni enerjilerle tanışacağımız, önemli değişimlere yelken açacağımız bir yıl olacaktır. Değişime karşı durmak yerine, yüzleştiğimiz güçlü enerjilere karşı akılcı bir tavır takınmak, buna göre stratejiler geliştirmek en mantıklı yaklaşım olacaktır.

 Öncü burçlarda olanların, yani öz burcu ve yükselen burcu,  Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak burcu olanlar, bu değişimi en güçlü hissedecek burçlar olduğunu söylemeliyiz. Özellikle bu burçların ilk günlerinde doğanlar, değişim rüzgârlarını 2008 Şubat’ından beri hissetmeye başladılar bile. 2009 Ekim’inden beri sorumluluk bilinci farklı bir boyut kazandı.

 2010 yılı ise, hem kişisel bazda, hem de insanlık tarihinde önemli izler bırakacak gelişmelere imza atabilecektir.

Elbette, yalnızca Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlağın değişime maruz kalacağını düşünmemek gerek. Zodyağın tüm burçları köklü değişiklikler ve hayatın farklı alanlarında, karşı konulmaz enerjilerle karşılaşacaklardır. 

Bu köklü değişime, bir tür aydınlanma ve sorumluluk anlayışında yepyeni bir boyut da eşlik edecektir. Bir anlamda değişimi iliklerimize kadar hissedeceğiz demek yanlış olmaz. Bu durumda, istesek de istemesek de, değişim zamanı, kapıya geldi çattı diyebiliriz. 

Kimi burçlar değişimi çabucak kavrayabilme ve uyum gösterme yeteneğine sahipken, bazılarımız değişime direnç gösterirler. Bazılarımız da asıl değişimi başlatma görevini üstlenirler.

Aslında değişim zamanlarında stratejik taktiklerle, başarılı çıkma şansı yüksektir. Bunun için önceden hazırlıklarını doğru yapan kişilerin sonrasında kendini akışa bırakması verimli sonuçlar doğurabilecektir.

Burçların 2010 yılına ait beklentilerini sağ sütunda bulabilirsiniz…


TUTULMALAR YAKLAŞIRKEN…

26/12/2009

16 Ağustos 2008- Ay Tutulması Fotoğrafı için  Sevgili Alp Figen’e teşekkürler…

 

ASTROLOJİDE  AY ve GÜNEŞ TUTULMALARI

31 Aralık tarihinde Yengeç Burcunun 10 derecesinde oluşacak dolunay bir Ay Tutulmasıyla birlikte gerçekleşecek. 

Astronomik olarak “Ay Tutulması” dolunay zamanlarında gerçekleşir. Ay kendi yörüngesinde hareket ederken, Dünyanın gölgesine girmesiyle, Güneş’in ışığını yansıtamaz. Dünyanın gölgesi Ayın üzerine düşer. Bu esnada Dünyanın karanlık kısmında bulunan bir kişi Ay tutulmasını izleyebilir. Astrolojik açıdan, Ay tutulması sonlanmaları ifade eder. 

Yerküreden, gökyüzüne bakan birisine göre, Ay’ın; Dünya ile Güneş’in arasına girerek, Güneş’in ışığını engellemesiyle de “Güneş Tutulması” denen göksel olay gerçekleşiyor.

Güneş ve Ay tutulması astrolojik haritamızda hangi evlerde gerçekleşiyorsa hayatımızda o konular vurgulanıyor demektir. Yılda ortalama dört kez oluşan tutulmalar karşıt evlerde gerçekleşirler. Mesela Yengeçte oluşan bir Ay tutulmasının ardından Oğlakta gerçekleşen bir Güneş tutulması birbirine karşıt evlerde oluşan stresi anlatır. Kişisel gezegenlerle birleşim ve karşıt açı içinde olması durumunda ise vurguyu arttıracaktır. Uzun süre ihmal edilmiş konular varsa birden gündeminize gelecektir. Tutulmaları hayatımızın belli bir alanında birdenbire spot ışıklarının yanmasına benzetebiliriz.  O konuda çalışma yapmanın zamanı gelmiş demektir. Elbette yapılması gerekeni yapmamayı da seçebilir kişi. Fakat dikkat çeken konunun ihmal edilmesi, konunun problemli şekilde ilerde tekrar gündeme geleceğinin işaretçisidir.

Üstelik bu kez gerçekleşen Güneş tutulmasının Mars ve Merkür’ün de geri gittiği dönemde olması mutlaka ihmal edilmiş, bir kenarda tamamlanmayı bekleyen veya gözden kaçmış ve açığa çıkmamış konuların ele alınması gereğine işaret ediyor. Bir anlamda, unuttuğumuz yahut ihmal ettiğimiz bir konu,  hayatımızda deprem gibi aniden sarsıntıya neden olabilir. Birdenbire spot ışıklarının o olayın üzerine gelmesi, sarsıntıya sebep olması ve neticede puzzle parçalarının yerlerini bulması gibi de düşünebiliriz.

Güneş tutulması daha çok dışsal ve kişinin etrafında oluşan olayları anlatırken, Ay tutulması içsel, duygusal ve kişisel olayları ifade eder. 

Her Güneş tutulması bir yeniay zamanı olduğu için yeni başlangıçları anlatırken, Ay Tutulması dolunay zamanı oluşmasıyla, netleşmeleri, bitişleri ifade eder. 

Astrolojik bakımdan, Güneş tutulmaları yeni başlangıçlara işaret eder demiştik. Buna göre 15 Ocak 2010’da Yeniay, astrolojik haritada hangi evde gerçekleşiyorsa o alanda yeni başlangıçları anlatacaktır.

Önümüzdeki, Yeniay’ın tutulma ile birlikte gerçekleşmesi,  bu dönemde başladığımız işlerin, yeni projelerin, hatta sadece niyetlendiğimiz işlerin bile hayatımızda çok daha etkili olacağını, hayatımızda kalıcı etkileri olduğunu fark ederiz. Bu kez 15 Ocak 2010 tarihinde 25 derece Oğlak Burcunda gerçekleşecek olan Güneş Tutulması, kişinin astrolojik doğum haritasında hangi evde gerçekleşirse o alanda izler bırakacaktır.  Bu göksel olayı, Zodyak Kuşağında oraya adeta oraya bir çıpa atmaya benzetebiliriz.

15 Ocak 2010’da Oğlak Burcunda gerçekleşecek tutulma en çok doğum günü 13–14–15–16–17 Ocak tarihinde olanları etkileyecek demektir. Diğer deyişle 25 derece Oğlak’ta gerçekleşecek olan tutulma bu tarihlerde doğan kişilerin Güneş derecesiyle çakışarak etkili olacaktır. 16–17–18–19–20 Temmuz doğumlular da bu tutulmadan etki alabileceklerdir.

31 Aralık 2009’da gerçekleşecek dolunay da, yine bir Ay Tutulmasıyla beraber gerçekleşmesiyle, hayatımızda netleşmesi gereken konuları hızlandıracak, bir an önce taşların yerine oturmasına imkân verecektir. 30–31 Aralık ve 1–2 Temmuz‘da doğum günü olanlar, bu Ay Tutulmasıyla birlikte kararsızlık çektikleri bir takım konuları netleştirebilirler.

Yılda ortalama sadece 4 kez tutulma gerçekleşmektedir. Genellikle yılda 2 kere güneş tutulması ile 2 defa Ay Tutulması yaşıyoruz. 

Eski çağlardan beri “tutulma” dediğimiz gök olayına değişik kültürlerde farklı anlamlar yüklenmiştir. Eski astrologlar genellikle tutulmaları negatif olarak algılamışlardır.

 Aslında her tutulma büyük bir tutulma ailesinin bir parçasıdır. Saros Serisi olarak tabir edilen bu tutulma aileleri zaman içinde bir noktada başlamıştır ve uzun bir süreç olarak devam ederler.  Her Saros serisi kendi içinde bir temayı barındırır. 15 Ocak 2010 tarihinde yaşayacağımız Güneş tutulması Kuzey 12 (S.S. 12 North) serisinin bir halkasıdır.

Tanınmış Avustralyalı astrolog Bernadette Brady’nin verdiği bilgiye göre 12 Kuzey Saros Serisinin ana teması şöyledir:

“Kişi, yaşamında, aniden yeni sorumluluklar üstlenebilir. Bu sorumluluklar, başka birinin taşıyamadığı sorumluluklardır. Bu, başlangıçta zor gelebilir. Fakat zamanla, bir fırsat olduğu görülür. Huzur ve uyuma kavuşmak ve kişinin  kendisine olan saygısının yükselmesiyle, sonucu olumludur.  ”.

Tutulmalar ile ilgili, daha fazla astronomik bilgiye başvurmak veya tutulmaları anında internetten izlemek isterseniz NASA’nın internet sayfasını ziyaret edebilirsiniz:

 http://eclipse.gsfc.nasa.gov/eclipse.html

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Meral PALA


ASTROLOJİ NEDİR?

07/12/2009

 

Günümüzde astrolojinin;  gazetelerin, dergilerin astroloji köşesinde boy gösteren, 12 burcun tahminlerinden ibaret bir bilgi olduğu sanılmaktadır. Popüler kültür tarafından bu denli basite indirgenmiş haliyle tüketilen astroloji, esasında insanlık tarihi boyunca bütün kültürlerin değer verdiği, araştırdığı ve yüzyıllar boyunca bin bir zorlukla gelişme kaydetmiş bir disiplindir. Bugün tüketim toplumlarının öğütücü dişlileri arasında 12 burcu yorumlayan yazılarla, geleceği bilme güdüsü giderilmeye çalışılmakta, tabii ki yetersiz bulunarak, bir çeşit eğlence aracı gibi görülebilmektedir.

Oysa ki insanoğlu hemen her çağda, geleceğe dair bir bilgi, bir işaret bulma isteğiyle gökyüzünün dilini anlamaya çalışmıştır.  “Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır” ilkesinden hareketle göklerin anlamını çözmeye çalışmıştır.  Astronomiyle uğraşan her bilim adamının muhakkak az veya çok astrolojiyle de uğraştığını görmekteyiz.

Bugün elimizde olan kaynaklardan, astrolojiye ait ilk kayıtların Mezopotamya’da bulunan Kalde Uygarlığında olduğunu görüyoruz. Kaldeliler yıldızların ve gezegenlerin hareketlerinden geleceğin bilinebileceğine inanıyordu. Ekvatoru 360 dereceye bölerek, ilk kez yıldız haritası çıkarttıklarını ve böylece astronominin temelini attıklarını söyleyebiliriz.

Babil’de güneş tutulmalarının kaydedildiği bilinmektedir. Zodyağın 12 eşit parçaya bölünüşü, ilk horoskopun çıkartılması astrolojinin temellerini oluşturur.

Mısırlılar, Yunanlılar, Romalılar, Araplar, hatta Osmanlılar tarafından, gökyüzünden alınan bilgiler üzerine çalışmalar yapılmıştır.

1609’da Galileo, kendi yaptığı teleskopu gökyüzüne çevirerek keşifleriyle insanlık tarihine devrim niteliğinde katkılar sağlamıştır. İtalyan kökenli Galileo, eğitim hayatına tıp fakültesinde başlamış ancak matematiğe olan merakı onu başta matematik, fizik ve astronomi olmak üzere bilimin çeşitli kollarında çalışmaya itmiştir. Ancak teleskop kullanarak yaptığı keşifler onu engizisyon mahkemelerinin karşısına çıkmasına neden olmuştur. Onun döneminde tıp doktorları hastaların horoskopunu çıkartarak, hastalığı teşhis etmek amacıyla astrolojiden yararlanmaktaydı. Galileo bu konuda tıp öğrencilerine eğitim vermiştir.

Bu arada bir bilgi olarak bekleyelim, 2009 yılı, Galileo’nun teleskopu kullanmaya başlayışının 400. yıldönümü olarak “Dünya Astronomi Yılı” ve İtalya’da “Galileo Yılı” olarak kabul edilmiştir.

Galileo’yu engizisyonda yargılayan Vatikan’da kilise ölümünden 366 yıl sonra kendisinden özür dileyerek, itibarını iade etmiştir.

Rönesans döneminde Galileo’nun yanısıra Kepler, John Dee gibi pek çok bilim adamı astrolojinin gelişimine katkı sağlamıştır.

Astrolojiyi yalnızca astronomi ile ilişkilendirmek dar görüşlülük olur. Psikoloji, sosyoloji, biyoloji, matematik, ilahiyat, mitoloji ve hatta çeşitli kültürlerle ilişkilendirmek gerekir.

İşte astrolojinin  bu kadar derin ve çok yönlü olduğunu düşününce gazetelerde birkaç satıra sığdırmaya çalışmanın ne kadar anlamsız olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Horoskop yani yıldız haritası bir kimsenin doğum anında, bulunduğu coğrafi konum itibariyle gökyüzünde bulunan gezegenlerin oluşturdukları kompozisyondur.

Ayrıca, Zodyak diğer deyişle burçlar kuşağında yer alan 12 burç, 12 adet ev üzerine yerleşmektedir. “Ev” olarak tabir edilen kısımlar hayatın farklı yönlerini sembolize etmektedir.

Gezegenler kendimizi, farklı araçlarla mesela, zekâ, estetik duygusu, inançlar vs gibi kanallar vasıtasıyla ortaya koyuşumuzu ifade eder.

Burçlar ise kendimizi ifade ediş tarzımızı veya stilimizi anlatır. Mesela Güneş’in İkizler burcunda yer alması kişinin benliğini zihinsel yollardan ifade edeceğini ya da Mars’ın Koç burcunda yer alması kişinin aksiyona geçerken aceleci ve hesaplamadan davranacağını anlatır.

İşte yıldız haritası kişinin hayata gelirken taşıyacağı potansiyelleri anlatmaktadır. Harita; burçlar, evler ve gezegenler vasıtasıyla bu potansiyelleri sembolize etmektedir. Bir başka deyişle harita, dünyaya gelirken alternatifleri bize sunmaktadır. Bizler bu alternatifleri seçerken doğru veya yanlış her yöne gidebiliriz.  Hayatımız boyunca yaptığımız seçimler bizim özgür irademizle gerçekleşir.

Yaşamımız boyunca veri olarak bize sunulan sınırlar çerçevesinde, yapacağımız seçimlerle öğrenmemiz gereken dersleri öğrenmek zorundayız. Bir anlamda önümüze gelen sınavı geçemezsek bir sonra ki sınavda daha çok zorlanırız. Bu yüzden her sınavda elimizden gelenin en iyisini ve en doğrusunu yapmak zorundayız.  Bu noktada vicdan ve ahlak kavramları da devreye girmektedir. Hayata gelmenin amacı ruhen gelişme kaydetmekse, sınavları geçmek tek koşuldur. Bu düşünce biçimiyle,  kişi kendi geleceğini de yaratmış olur.

İşte astrolojik harita, kişinin elinde kendisiyle ilgili farkındalık kazanmasıyla ilgili mükemmel bir araçtır. Kişinin kendini bilmesi, güçlü olduğu alanları fark etmesi veya zayıflıklarıyla yüzleşmesi astrolojik harita yardımıyla sağlanabilir. Birçok kişinin zayıflıklarını tanımlayarak bunları aşabildikleri görülmektedir. Örneğin, Boksta “Dünya Şampiyonu” unvanı kazanmış olan Muhammed Ali’nin horoskopunda Mars yani kişinin savaşma kapasitesini, mücadele gücünü anlatan gezegen oldukça zayıf gözükür. Fakat onun bu zayıflığın üzerine giderek başarıya kavuştuğunu, eksik yönünü bir değere çevirebildiğini görüyoruz. Bu denli uç bir örnekle, imkânsız gibi gözüken negatif şartları, pozitife çevirmenin mümkün olduğunu görürüz.

Yerine göre kişinin sınırlarını kabullenmesi de gerekebilir. Bu da ruhsal bir olgunluk gerektirir. Bir anlamda sınavlardaki başarıya bağlıdır. İşte bu yüzden astroloji haritası kişinin hayatında yoluna ışık tutan çok güçlü bir fenere benzer.

Kuşkusuz, astroloji kişiye kendi eksileri ve artıları konusunda farkındalık kazandırırken, karşısındaki kişiler için de aynı farkındalığı kazanmasına yardım eder. Bu şekilde etrafındakilere anlayış geliştirmesi, empati kurması mümkün olur.

İnsanın doğarken gökyüzünün kompozisyonu astrolojik doğum haritasını oluşturur dedik. Bu çok önemli bir veridir. Buna ilaveten yaşadığımız sürece gezegenlerden etki almaya devam ederiz. Yaşam hiç kopmadan devam eden bir zincire benzer. Olaylar peş peşe birbirini takip eder. Bazen bir kaç şey içi içe geçer. Şartların zaman zaman çok zorlaştığını düşünürüz ve sorunlar hiç bitmeyecekmiş gibi gelmeye başlar. Bu durumda yine astroloji haritası ışık tutar. Öncelikle, astroloji sayesinde hiçbir şeyin sonsuz olmadığınız algılamaya başlarız. Güzel günlerin sonu geldiği gibi, zor günlerin de mutlaka bir sonu olduğunu biliriz. İşte bu noktada astroloji yine bize hayatın hangi dönemecinde olduğumuzun bilgisini verir.

 Etimolojik olarak astroloji “astro” ve “logos” kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkar. “Astro” yıldız demektir. “Logos” bilmek, bilim anlamına gelir. Yani astroloji,  “yıldız bilimi” olarak ifade edilebilir.

 Zaman zaman astrolojinin bir bilim mi, yoksa sanat mı olduğu konusunda tartışmalar yapılmaktadır. Astrolojik haritanın hesaplanması ve temel noktalarının tanımlanması bilim olarak değerlendirmeyi gerektirir. Fakat astronomik açıdan, gezegenlerin hareketleri ve birbiriyle oluşturdukları açılar tekrarı olmayan olaylar oldukları için pozitif bir bilim olarak değerlendirme yapmak mümkün değildir.

Ancak haritanın analizi ve yorumlanması astrologun bilgisi, tecrübesi, anlayış ve sezilerini de içerir. Bu yönüyle astrolojiyi bir sanat olarak değerlendirmek gerekir.

Bu arada astrolojinin, İngiltere’de ve ABD’de üniversitelerin bünyesinde, akademik seviyede eğitiminin verildiğini belirtmek gerek.

Sonuç olarak; astroloji olumlu olarak kullanılırsa mükemmel bir bilgidir. Ancak bu bilgiden yararlanmak için mutlaka,  bu konuda yetkin kişilerden yardım alınması gerekir.

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan kullanılamaz.

Meral PALA

2009