AŞK’a astrolojik bakış…

Platon der ki, “Ölümsüzlüğün peşinde koştuğumuz için sürekli üremek istiyoruz. Bu çırpınış, kahramanlık ve fedakârlık eylemlerinin de ateşleyicisi.” Yani, insanoğlu var olduğundan beri genetik olarak yenilenme arzusuyla aşkı deneyimliyor…
Psikalizin kurucusu Freud’a göre ise; aşka duyulan özlem, erken çocukluk dönemine ait sevilen objelere, genellikle anne ve babalara yeniden kavuşma isteğinden doğuyor.
Aşk bir bağımlılık mıdır, beyni nasıl etkiler, kişiyi büyütür mü, yoksa ikiye mi böler, aşkta mantık var mıdır, aşkın tarifi yapılabilir mi sorular tartışıladursun, astrolojik olarak ilişki haritalarını değerlendirerek kişiler arasındaki etkileşimi görmek mümkündür. İlişkilerde kimi zaman fikirsel bir ortak payda ağır basabilir, bazen ortak bir amaca kilitlenmekten dolayı ilişki var olur. Bazı ilişkiler cinsellik teması üstüne kurulmuş olabilir. Yahut ilişkide taraflardan biri, karşısındakinin önüne açtığı pencereden dolayı onun duygularına dokunuyor olabilir. İki kişi arasındaki ilişkinin doğasını, nasıl bir etkilenme söz konusu olduğunu astrolojik harita vasıtasıyla görmek mümkün olabilmektedir.


Mesela, Meksikalı ressamlar Frida Kahlo ile Diego Rivera’nın arasındaki sıra dışı ilişkinin karşılıklı ihanetler, boşanmalar ve tekrar evlenmelerle süren inişli çıkışlı fırtınalı fakat asla birbirinden kopamayan doğasını astrolojik haritaları üzerinden görebiliyoruz. Yakın çevrelerinin “Güvercin” ile “Fil” olarak andığı ikilinin arasındaki fırtınalı ilişkiyi özellikle Frida’nın eserlerinde gözlemlemek mümkün.

Kendisi bir Yengeç olan Frida, Yay Burcu Diego’nun su eksiğini tamamlamaktadır. Bir anlamda onun duygusal yardım arayışına ilaç olmaktadır.

Frida, korumacı, hassas ve duygusal doğasıyla, ilişkileri haritasındaki Venüs-Plüton kavuşumu ile son derece derin ve tutkulu yaşar ve genellikle ilişkide sahiplenici davranır. Diego ise, değişken niteliği çok fazla ve Güneş-Venüs kavuşumu Yay burcunda olan bir erkek figürü olarak gözüküyor. İkisinin bu özellikleriyle karşı karşıya kalması ilişkilerindeki fırtınalı ve iniş çıkışlı tablonun nedeni olarak görülebilir. Özgürlüğüne düşkün, maceracı ruhlu, farklı ve çok çeşitli ilişkiler yoluyla hayatı tecrübe etmek isteyen Diego’nun haritasında sabit nitelik eksikliği, onu bu yönden tamamlayacak bir kadın figürüne doğru çekim hissetmesini muhtemel kılıyor.


Bu arada her ikisinin de sanatçı yönünü açıklayan Ay’ın konumu birbirleri için ne kadar büyük bir duygusal rahatlık sebebi olduklarını göstermektedir. Ay’ın ikisinin de haritasında Boğa burcunda yer alması güçlü sanatçı kapasitelerini ve estetik duygularının gelişmişliğini de açıklamaktadır. Bu yerleşim onlara duygusal olarak birbirleri için bir konfor sağlar ve cazibe yaratır.
Aynı zamanda, eril enerjiyi temsil eden Mars’ın da her ikisinin de haritasında Oğlak burcunda yer alması hayatta başarma hırsının ikisi için de ne kadar güçlü olduğunun göstergesi olarak duruyor. Ortak hedefe yönelmiş olduklarını, enerjiyi kontrollü ve disiplinli şekilde kullanabildiklerini ve bu konuda birbirlerini çok iyi anlayabildiklerini söyleyebiliriz. Bu arada Mars bir erkek figürünün haritasında kendisinde bulunan maskülen yapıyı anlatır. Bir kadının haritasında ise, hayatındaki erkek figürleri sembolize eder, ne tür bir erkek figürüne çekim hissedeceğini anlatır. Frida ve Diego’nun haritalarında, Mars’ın aynı burçta, Oğlak’ta yer alması birer kadın ve erkek figür olarak ne kadar aynı ve örtüşen özellikler taşıdıklarını anlatmaktadır.
Romantik ilişkilerde en önemli göstergelerden birisi de Venüslerin birbirlerine göre konumudur. Yunan mitolojisindeki aşk ve güzellik tanrısı Afrodit, bir haritada kişinin hayatta neleri sevimli ve estetik bulduğunu gösterir. Kişinin duygusal ve romantik ilişkileri, evliliği ve bundan beklentileri hakkında önemli bilgiler verir. Bir kadının haritasında onun feminen doğasını anlatır. Bir erkeğin haritasında ise, ne tür dişi figürlere doğru çekildiğini gösterir.
Frida’nın haritasında İkizler burcunda yer alan Venüs-Plüton kavuşumu, Diego’nun haritasında Yay Burcundaki Venüs-Güneş kavuşumuna karşıt durmaktadır. Bu duruş bir çatışma kaynağı olabileceği gibi, ilişkideki uyum ve dengeyi sağlamak için büyük bir potansiyel olarak durmaktadır. Venüslerin karşı karşıya olması birbirleri için tam bir tamamlanma yoluyla çekim yarattıklarını da göstermektedir.
Bu arada, Frida ile Diego’nun ilişkisinde Satürn gezegeni zorlayıcı da olsa bu ilişkiden kopamayışın da kaynağı olarak durmaktadır. Haritasında tek su elementi Satürn Yengeç Burcunda bulunan Diego’nun kendi duygu dünyasıyla alakalı sorunlar ve korkular yaşadığını görebiliriz. Diego’nun Satürn’ü, Frida’nın Güneş-Jüpiter kavuşumuyla birleşmektedir. Bu yerleşim Dieogo’nun; Frida için ne kadar bağlayıcı olduğunu, mesuliyet yüklediğini, onun kişiliğinin olgunlaşma ve gelişme sürecinde kilit rol üstlendiğini göstermektedir. Tabii Satürn Yengeç burcunda zararlı konumda olduğundan Frida için oldukça zorlayıcı olduğunu ve onun kendi başına gelişme fırsatlarına da limitler koyduğunu görebiliriz. Fakat Diego’nun yarattığı bu ağırlık, belki de Frida için onu vazgeçilmez kılmıştır…
Bu arada, her ikisinin ortak haritasına bakarsak, Ay’ın Boğa Burcunda Satürn gezegeni ile kavuşum yapıyor olması aralarındaki ilişkinin duygusal açıdan sabit, kalıcı ve bağlayıcı nitelikte olduğunu, güvenlik duygusunu sağladığını göstermektedir.
Diego’nun Terazi burcunda yer alan Jüpiter gezegeni, Frida’nın haritasında İkizler burcunda yer alan Venüs’e üçgen açıyla destekleyici bir ilişki kurmaktadır. Bu yerleşim aralarındaki ilişkinin son derece geliştirici ve büyük keyif veren doğasını anlatmaktadır. Aynı zamanda, Diego’nun; Frida’nın sanatına olan katkılarının göstergesidir. Diego her zaman tanınmış bir ressam olmasına rağmen, Frida daha çok sonradan ünlenmiş bir ressamdır. Diego onun sanatında ki gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.
Bu gözle bakarak astrolojik göstergelerle bir ilişki doğasını, uzun vadeli olup olmayacağını ve bir ilişkinin ne tür bir temel üzerine oturduğunu tespit etmek mümkündür.
Astrolojik ilişki analizinden sadece kadın-erkek ilişkileri değil, mesela iş ortaklıkları, çalışma grupları veya çocuk-ebeveyn ilişkilerini görmek için de yararlanılabilir. Bu yolla ilişkinin nerelerde geliştirici, nerelerde sınırlayıcı olduğunu anlamak mümkün olabilmektedir…
Tam da 14 Şubat Sevgililer günü yaklaşırken bu büyülü, tutkulu aşkın ifadesini görmek için, 20 Mart 2011 tarihine kadar devam edecek olacak FRIDA-DIEGO sergisini Pera Müze’sinde mutlaka gezmenizi öneririm.

Bu yazının tüm hakları saklıdır, izin almadan yayınlanamaz.

Meral PALA
12 Şubat 2011

About these ads

About astrolojikosesi

Astrolog ve Fotoğrafçı
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.524 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: